in , ,

7. SINIF SOSYAL BİLGİLER 5.ÜNİTE: EKONOMİK VE SOSYAL HAYAT 5. BÖLÜM

NASIL EĞİTİM GÖRDÜLER

Devletlerin gelişmesi, kalkınması devamlılığını sürdürebilmesi için nitelikli insanların varlığına ve bu insanların sürekli eğitilmesine bağlıdır. Nitelikli insanların yetişebilmesi ise yalnızca  iyi bir eğitimle mümkün olabilmektedir. Türkler; Tarih boyunca eğitimin öneminin farkında olmuş, var olan  eğitimi geliştirmek ve toplumun ihtiyaç duyduğu insanları yetiştirmek için çeşitli kurumlar ve teşkilatlar kurmuşlardır. Bu kurum ve teşkilatlar sayesinde, nitelikli ve meslek ahlakı kazanmış devlet adamı, asker, esnaf ve sanatkârlar yetiştirilmiştir. Tarih boyunca Türklerde meslek edindirme ve meslek ahlakı kazandırmada rol oynayan kurumlar; medrese, Enderun ve ahilik ile lonca teşkilatı ve özellikleri şöyledir:

1-Medrese

“Ders verilen yer” anlamına gelen medreseler, eğitim ve öğretim kurumlarının temelidir. Bunlar Karahanlılar , Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu ile Osmanlı Devletlerindeki orta ve yüksek öğretim kurumlarıydı. Osmanlı Devleti’nde ilim ve kültür alanında çalışmaların yapıldığı medreselerin ilki Orhan Bey Döneminde İznik’te açılmıştı. Medreseler daha çok hükümdarlar ve devlet görevlileri tarafından kurulurdu. Medreselerde öğretim parasızdı. Öğrencilerin yemek, giysi gibi ihtiyaçları medresenin bağlı olduğu vakıf tarafından karşılanırdı. Medreselerde ders verenlere “müderris” adı verilirdi. Osmanlı Devleti’nde devrin önde gelen bilim insanları müderris olarak medreselere atanır ve öğrencileri yetiştirirlerdi. Mektep eğitiminde sonra medreselere alınan öğrencilerde belirli bir yaş sınırı yoktu. Bazı müderrisler daha iyi eğitebileceklerini düşündükleri genç yaştaki öğrencileri tercih ederlerdi. Bir müderris en fazla 20 öğrenciden sorumlu olurdu. Bu öğrenciler sınavla seçilerek alınırdı. Seçilen bu öğrenciler, kendi aralarında zekâ ve yeteneklerine göre ayrı ayrı sınıflarda eğitim görürlerdi. Buralarda dinî konuların yanında geometri, matematik, coğrafya, tıp, felsefe, fizik, kimya, tarih ve tabiat gibi dersler okutulurdu.
Osmanlı Devleti’ndeki münevverlerin (aydınların) büyük bölümü medreselerden yetişir ve ilmiye sınıfını oluştururdu. İlmiye sınıfı eğitim-öğretim, adalet ve dinî işlerden sorumlu görevlilerden meydana gelirdi. Medreselerden mezun olan ilmiye sınıfı üyesi, mahkemelerde kadılık (hakimlik), hastanelerde hekimlik gibi işlerle uğraşırlardı. İlmiye sınıfının devlet kademelerindeki en yüksek derecesi Şeyhülislamlık idi.

2-Enderun Mektebi

Osmanlılarda, medreselerden ayrı olarak devlet memuru gibi nitelikli insan yetiştirmek amacıyla Topkapı Sarayı’nda “Enderun Mektebi” kurulmuştu. Enderun, bir saray okuluydu. Bu okula önceleri devşirme sistemiyle toplanan gayrimüslim çocukların yetenekli ve zeki olanları alınırdı. Sonraları Enderuna Müslüman çocuklar da alınmaya başlandı. Genelde Hıristiyan çocuklarının bazı şartlar göz önünde bulundurularak toplanması esasına Devşirme Sistemi adı verilirdi. Bu sistemle toplanan erkek çocukların nitelikleri yasalara uygun olarak belirlenirdi. Yaşları annelerine gereksinim duyacak kadar küçük olmazdı. Eğitim yaşını geçenler, ailesinin tek çocuğu olanlar Enderun’a alınmazdı. Çocukların sağlıklı olmaları gerekirdi. Devşirilen bu çocuklar Türk ailelerin yanına gönderilir, burada Türkçeyi, Türk geleneklerini ve İslam dinini öğrenirlerdi. Daha sonra bu çocuklar acemi ocağında askerî eğitim görürlerdi. Bu eğitimde başarılı olanlar Enderun’a alınırdı. Enderun’un kuruluş amacı; yönetici, komutan, usta, sanatkâr ve devlet memuru yetiştirmekti. Burada, medreselerde okutulan dersler okutulurdu. Diğer eğitim kurumlarından farkı, öğrencilerin askerî ve idari konularda uygulama yapmalarıydı. Bu uygulamaların başında saray protokol hizmetleri, spor ve sanat çalışmaları gelmekteydi. Enderun’da iyi eğitim alan gençler sadrazam, vezir, yüksek rütbeli asker, hattat, şair, müzisyen, mimar gibi nitelikli devlet görevlisi veya sanatkâr olurlardı.

3-Ahilik Teşkilatı

Ahilik teşkilatı, 13. yüzyılda Anadolu’da kurulan esnaf ve zanaatkârlar birliğidir. Türkiye Selçuklu Devleti’nin sosyal düzeninin sağlanmasında etkili olan bu teşkilat, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda da önemli rol oynamıştır. Ahi Evran Veli tarafından kurulduğu düşünülen Ahilik Teşkilatı dinî, ahlaki, sosyal ve ekonomik nitelikler taşımaktadır. Bu teşkilat, Anadolu’nun sosyal ve kültürel yapısında, meslek eğitiminde ve meslek ahlakını yerleştirmede önemli bir yere sahiptir. Ahilik Teşkilatı benzer işlerde çalışanları (demirciler, kunduracılar, vb.) bir araya toplayıp yardımlaşmayı, meslek ahlakına uymayı ve toplumda düzeni sağlamayı amaç edinmiştir.
Ahilik Teşkilatında her zanaat grubunun başında üyelerinin oylarıyla seçilen bir yiğitbaşı bulunurdu. Yiğitbaşı esnafın meselelerini ve şikâyetlerini halletmeye çalışan ilk merci durumundaydı. Halledemediği meseleleri kethüdaya iletirdi. Kethüda, esnaf, tüccar ve sanatkârların devletle olan münasebetlerini yürüten kişiydi. Kethüda gibi seçimle iş başına gelen şeyhler ise yiğitbaşı ve kethüdalar tarafından halledilemeyen meseleleri hallederdi. Aynı zamanda şeyhler, esnaf ve hükümet arasında temsilcilik yapar, hükümete karşı esnafı temsil ederlerdi. Bu kişiler, esnaf arasındaki ilişkileri, üretim miktarını ve paylaşımını denetler, paylaşımın adil olmasını sağlarlardı. Malların fiyatları devlet tarafından belirlenirdi ve buna narh vermek denilirdi. Yeni bir iş yeri ancak izin ile açılabilirdi.
Ahilik Teşkilatında yiğitbaşının sorumlu olduğu mesleki eğitim alacak yiğitler (fetalar) ise Ahiliğe yeni kabul edilen kişilerdi.

Ahilik Teşkilatı’nda, meslek sahibi olmak isteyenler önce çırak olarak işe başlarlar ve işin inceliklerini öğrenirlerdi. Ustasının yanında zamanla yetişen çırak, ustasının izniyle kalfa olurdu. Kalfalık süresini tamamlandıktan sonra ustalı- ğa geçen kişi için bir tören düzenlenir ve Ahilik törelerine göre ona, peştamal kuşatılırdı. Ustalığa geçen kişilerin güven, doğruluk, dürüstlük, cömertlik, kardeşlik ve yardımseverlik gibi değerlere uyma zorunlulukları vardı. Örneğin, kusurlu bir mal satarak dürüst davranmayan ya da müşterilerine adil olmayan esnafa çeşitli cezalar verilirdi. Bu cezalar arasında esnafın dükkânını kapatma da vardı.

Ahilik Teşkilatı üyesi esnaf ve zanaatkârların iş yerleri genellikle bedesten adı verilen çarşılarda idi. Bu bedestenler bir kişinin mesleki yönden yetişmesi için gerekli bütün özellikleri taşıyordu. Bedestenlerde hem kişiye meslek hem de ahlaki, toplumsal kurallar öğretilirdi. Bedestenlerin mesleki beceri kazandırılma yerleri olması kadar eğitim merkezleri olduğunu aşağıda verilen bedesten kitabesi göstermektedir.
Ahilik geleneğinin devam ettiği Osmanlı Devleti’nde esnaf ve zanaatkârlar “Lonca” adı verilen teşkilata üye idiler. Her esnaf mutlaka bir loncaya kayıtlı olur, loncanın koruması ve denetimi altında bulunurdu. Loncalar üye sayısını, üretilen malların kalitesini, fiyatını belirler, esnaf arasındaki haksız rekabeti önler, esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlerdi. Gerektiğinde kredi de veren loncalarda bakırcı, fırıncı gibi meslek sahipleri üretici esnafı; berber, hamal gibileri ise hizmet esnafını oluştururdu. Loncalarda da Ahilikte olduğu gibi meslek eğitimi usta-çırak ilişkisine dayanır ve aynı zamanda kişiye meslek ahlakı kazandırılırdı.

What do you think?

Written by admin

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

7. SINIF SOSYAL BİLGİLER 5.ÜNİTE: EKONOMİK VE SOSYAL HAYAT 4. BÖLÜM

7. SINIF SOSYAL BİLGİLER 5.ÜNİTE: EKONOMİK VE SOSYAL HAYAT 6. BÖLÜM