içinde ,

SARSILAN OSMANLI

16. yüzyıldan itibaren dünyanın en güçlü devleti haline gelen Osmanlı Devleti üç kıtada birden geniş topraklara sahip olmuştu. 17. yüzyılla beraber Osmanlı devletinde işler ters gitmeye başlamıştı. Ekonomik, siyasi ve askeri alanda gerileyen Osmanlı Devletinde sorunları çözmek amacıyla ıslahat (Yenileşme) hareketleri yapılsa da sorunların çözümüne çare olmamıştı. Coğrafi Keşiflerle yeni keşfedilen ticaret yolları Osmanlı Devletinin kontrolünde olan ipek ve baharat yollarının önemini azaltmış ve Akdeniz limanlarının yerine Atlas Okyanusu limanlarının kullanımını artırmıştı. Bu durumda Osmanlı Devletinin ekonomik olarak kayba uğramasına neden olmuştu. Bununla beraber 17. yüzyılda Osmanlı Devletinin yapmış olduğu savaşların birçoğunda mağlup ayrılmış ve büyük toprak ve gelir kayıplarına uğramıştı. Zamanla savaşlar için yapmış olduğu masrafları dahi karşılayamaz hale gelen Osmanlı devleti Avrupa devletlerinden dış borç almaya başlamıştı. Yüksek faizle almış olduğu borçları ödemeyecek duruma gelmesi ile birlikte alacaklı devletler Duyumu Umumi adıyla alacaklarını tahsil etmek amacıyla Osmanlı gelirlerine kontrol altına almışlardı. Osmanlı devleti Sanayi inkılabı ile birlikte sanayileşen devletlerin hammadde ihtiyacını karşıladığı aynı zamanda ürünlerini sattıkları Pazar haline gelmiş ve kapitülasyonlardan faydalanan devlet sayısı git gide artıyordu. Bu durum Osmanlı ekonomisini geri dönülmez bir şekilde olumsuz etkiliyordu.

yüzyılda meydana gelen Fransız devrimi ise Osmanlı Devletini derinden etkilemişti.

Fransız İhtilali:

1789 yılında Fransa’da monarşiye karşı yapılan ayaklanma önce Avrupa sonra tüm dünyada etkili olmuş ve önemli sonuçları olmuştur. Fransız ihtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik düşüncesi ulus devletlerin önünü açarken çok uluslu devletlerin sonunu hazırlamıştır.

 Not: milliyetçilik akımı birinci dünya savaşının genel nedenlerinden birisidir.

Unutma: Osmanlı Devleti milliyetçilik akımından en çok etkilenen çok uluslu(İmparatorluk) devlet olmuştur.

Osmanlı Devletini Dağılmaktan Kurtarmak İçin Geliştirilen Fikir Akımları

Osmanlıcılık:

Jön Türkler olarak bilinen Osmanlı aydınları tarafından ortaya atılmıştır. Bu fikre göre Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan herkesi ırk, din, dil ve mezhep ayrımı gözetmeksizin Osmanlı üst kimliği üzerinde birleştirmeyi amaçlamıştır. Bu akımın etkisi ile Tanzimat ve Islahat fermanları ilan edilmiş, Kanuni Esasi ve Meşrutiyet ilan edilmiştir.

Batıcılık:

Avrupa’da yaşanan gelişmelerin örnek alınarak Osmanlı Devletinin modernleşmesi gerekmektedir. Bu düşünceyi savunanlara göre Osmanlı Devletinin sorunu Avrupalı olamamasıdır. Bu düşünce Atatürk döneminde inkılapların gerçekleştirilmesinde etkili olmuştur. Bu akımın en ünlü temsilcileri arasında Tevfik Fikret’te bulunmaktadır.

İslamcılık:

Bu düşünceye göre; devletin parçalanmasını önlemek amacıyla bütün Müslümanları bir çatı altında toplamak gerekmektedir. Bu düşünce sistemi Ümmetçilik veya Panislamizm olarak da bilinmektedir.

 Türkçülük:

Bu düşünceyi savunan aydınlara göre diğer milletlerin isyanları engellenemeyeceği için Türkleri bir arada tutmak devleti yıkılmaktan kurtarmanın tek yoludur. Türkçülük akımı Milli Mücadelenin kazanılmasında; yeni Türk devletinin kurulmasında etkili olmuştur.

Tanzimat Fermanı:

1839 yılında yayımlanan bu ferman ile hukukun üstünlüğü kabul edilmiştir. Bu fermanla Osmanlı sınırları içinde yaşayan herkese can, mal ve namus güvenliği sağlanmıştır. Ayrıca Tanzimat Fermanı Osmanlıda anayasacılığın ilk aşamasıdır.

Islahat Fermanı:

1856 yılında ilan edilen bu ferman ile Müslümanlar ile gayrimüslimlerin haklarını eşit seviyeye getirmek istenmiştir. Bu fermanla gayrimüslimler birçok yeni hakka kavuşmuştur. Buda toplumsal düzeni bozmuştur.

Meşrutiyet:

Sultan II. Abdülhamid tahta çıktıktan sonra 1876 yılında Genç Osmanlıların (Jön Türkler) etkisi ile meşrutiyeti ilan ederek Kanun-i Esasiyi yayınladı. I. Meşrutiyetler birlikte halk ilk kez seçme, seçilme ve temsil edilme hakkını kullandı. Böylece Osmanlı Devleti demokratik ve anayasal düzene geçmiştir. Sultan II. Abdülhamid 1877-78 Osmanlı Rus savaşını(93 Harbini) bahane ederek meclisi kapatmıştır.

Meşrutiyet:

Sultan II. Abdülhamid’in meclisi kapatmasından sonra zamanla sultana karşı oluşan muhalefet sonrasında İttihat ve Terakki Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyetin çalışmaları sonrasında 23 Temmuz 1908 yılında II. Meşrutiyet dönemi başlamıştır.

Sarsılan Osmanlı

Konu Pekiştirme Soruları

Ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun

KISACA BİR KAHRAMAN DOĞUYOR